Moda Olanlar Genel İstanbul'un Modern Semtlerinde Ezan Sesinin Yetersizliği Neden Öne Çıkıyor?

İstanbul'un Modern Semtlerinde Ezan Sesinin Yetersizliği Neden Öne Çıkıyor?

Yahya Kemal'in gözlemleri ışığında, İstanbul'un modern semtlerinde ezan sesi ve Müslümanlık algısı üzerine yapılan değerlendirmeler.

Yahya Kemal, İstanbul'un Şişli, Kadıköy ve Moda gibi semtlerinde doğup büyüyen Türk çocuklarının milliyetçilikten ne ölçüde nasip aldıklarını sorgulamaktadır. Bu semtlerdeki minarelerin görünmezliği, ezanların işitilememesi ve ramazan ile kandil günlerinin hissedilmemesi, çocukların Müslümanlıkla olan bağlarını zayıflatmaktadır. Yahya Kemal, bu durumun çocukların dinî ve kültürel kimliklerini nasıl etkilediğini araştırmaktadır.

Yazar, geçmişte Galata ve Beyoğlu gibi Frenk semtlerine yerleşen büyüklerin, bulundukları yerlerde Müslümanlığın izlerini taşıdığını belirtmektedir. O dönemde, beş vakit ezan sesleri işitilirken, asmalı minareler ve gölgeli mescitler, sokak köşelerinde ise türbelerin kandilleri yanmaktaydı. Ancak günümüzde, Şişli, Nişantaşı, Kadıköy ve Moda gibi yerleşim alanları, Müslüman ruhundan uzak, çorak ve kurak bir yapıya bürünmüştür.

Modern İstanbul Semtlerinde Dinî Unsurlar Neden Azalıyor?

Yahya Kemal, Üsküdar ile Kadıköy'ü karşılaştırarak, Üsküdar'ın dinî ve kültürel zenginliğinin Kadıköy'e nazaran daha belirgin olduğunu ifade etmektedir. Eski Türklerle yeni Türkler arasındaki ruhsal farkı anlamak için, son asırda ortaya çıkan semtlerle İstanbul'un iç bölgeleri arasındaki karşılaştırmalar yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Medenileşme sürecinin, Müslümanlıktan uzaklaşmayı beraberinde getirdiğini gözlemleyen yazar, Balkan şehirlerinde de benzer dinî unsurların azaldığını belirtmektedir.

Yahya Kemal'in bu gözlemleri, 1922 yılında kaleme aldığı 'Ezansız Semtler' başlıklı yazısından alınmıştır. O dönemde ezan vurgusu ve bu konudaki kötümser tahminlerine rağmen, İstanbul zamanla camilerle donatılmıştır. Şişli, Taksim ve Levent gibi yeni semtlerde muhteşem camiler inşa edilmiştir. Yüksek volümlü hoparlörler, günün beş vaktinde çevreyi ezan sesleriyle doldururken, bu semtlerin çocukları hâlâ 'Müslümanlığın çocukluk rüyasını' görememektedir.

Orhan Pamuk'un İstanbul Üzerine Gözlemleri Neler?

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, 1952 yılında Şişli/Nişantaşı'nda dünyaya gelmiştir. Ailesinin Batıya yönelmiş seküler bir yapıya sahip olması, onun dinî algısını etkilemiştir. 1950 yılında yapılan Şişli Camii ve orada okunan ezanların, Pamuk'un yaşamında önemli bir yer tutmadığı görülmektedir. 'İstanbul' adlı hatıra kitabında, İstanbullu zengin ve laik ailelerin maneviyat eksikliğinden bahsetmektedir.

Pamuk, kendi apartmanında dinle yalnızca hizmetçilerin ilgilendiğini, bu kişilerin senede bir ay oruç tutarak, evdeki diğer bireylerden farklı bir yaşam sürdüklerini ifade etmektedir. Küçük Orhan, bir gün hizmetçi tarafından camiye götürüldüğünde, orada gördüğü manzara onu etkilememiştir. Teşvikiye Camii'nde, zenginlerin hizmetçileri ve arka sokaklardaki küçük dükkân sahiplerinin ibadet havasından çok, bir dayanışma ruhuyla bir araya geldiğini gözlemlemiştir. Bu durum, sadece ezan sesinin bir yeri Müslüman etmeye yetmediğini göstermektedir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *