Son dönemde yaşanan savaşın, petrol ve emtia fiyatları üzerindeki etkileri, küresel merkez bankalarının tahminlerini zorlamaya devam ediyor. Özellikle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) başta olmak üzere birçok merkez bankasından faiz indirimi beklentileri ortadan kalkmış durumda. Bu durum, Türk Lirası (TL) varlıklarına yönelik olumsuz havanın daha da sertleşmesine yol açtı. Yabancı yatırımcıların yoğun satışları, bankacılık endeksinde bu yılki getiriyi kayba çevirirken, devlet tahvillerinde yaşanan satışlar gösterge tahvil faizlerini yılın zirvesine çıkardı. Dolar/TL ise yeni zirvesini gördü.
Petrol fiyatlarındaki dalgalanma ne anlama geliyor?
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaş, Ortadoğu petrol üreticisi ülkelere yönelik saldırılarla birlikte ikinci haftasına girdi. Türkiye ve küresel piyasalar, ilk haftadan daha karamsar bir tablo sergiliyor. Petrol fiyatlarındaki ilk büyük dalga, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla başlarken, ikinci dalga ise üretici ülkelerde üretime ara verilmesiyle ortaya çıktı. Brent petrol, dün 110 doların üzerinde başlamışken, G7 ülkelerinin rezervleriyle piyasayı destekleyeceği haberi sonrasında 104 dolar seviyelerine geriledi, gün içinde 100 doların altı da görüldü.
Ancak her durumda, başta TCMB olmak üzere petrol fiyatlarıyla ilgili öngörülerde önemli değişiklikler yaşandı. Savaşın süresine dair belirsizlikler, küresel çapta enflasyon endişelerini artırarak merkez bankalarından şahin tavırlar beklenmesine yol açtı. TL varlıklarında yaşanan satışlar, Merkez Bankası’nın Para Piyasası Kurulu toplantısında beklentilerin pas geçilmesine neden oldu.
Merkez bankalarının faiz politikaları nasıl şekillenecek?
Petrol tahminleri, mevcut durumu alt üst etti. Matriks verilerine göre Brent petrol, dün 114.32 dolara kadar yükselerek, savaş öncesindeki 73 dolar seviyesinin 40 dolar üzerine çıkmış durumda. G7 ülkelerinin rezervlerini kullanarak piyasayı destekleyeceği haberi sonrasında fiyatlar 104 dolara gerilese de, halen savaş öncesine göre 30 dolar daha yüksek. Bu yükseliş, sadece enerji fiyatlarını değil, aynı zamanda lojistik ve hammadde fiyatlarını da etkileyerek tüm tahminlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Piyasa uzmanlarının verdiği bilgilere göre, küresel çapta hükümetlerin ve merkez bankalarının tahmini, Brent petrolün 2026 yılında 60 dolar seviyesinde oluşması yönündeydi. Türkiye’de de Orta Vadeli Programda Brent petrol fiyatı 2026 ortalaması için 65 dolar, Merkez Bankası’nın enflasyon raporunda ise 60.9 dolar olarak öngörülmüştü. Merkez Bankası ayrıca, emtia fiyatları genel seviyesi için kullanılan ithalat birim değer endeksinin 2026 yılında yıllık ortalama yüzde 2 artacağını tahmin etti.
TL’nin değer kaybı ve merkez bankasının stratejileri
Şu anda, savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlikler, fiyatların gerilemesini engellediği gibi, petrol üreticilerine yönelik saldırılar ve hasarlar da savaş sona erse bile üretimin eski seviyelerine dönmesinin zaman alacağını gösteriyor. Bu nedenle, savaş geçici olsa da petrol fiyatlarının üzerindeki etkisi bir süre devam edecek gibi görünüyor. Dolar/TL yeni zirvede kalırken, satışlar sürüyor. Petrol fiyatları ve dağılan etkisi nedeniyle, hem TCMB’nin hem de diğer majör merkez bankalarının mart toplantılarında faiz indirim beklentileri rafa kalkmış durumda.
Savaşın başlamasından bu yana attığı adımlarla fonlama faizini yüzde 40’a yükselten TCMB, piyasa için referans faiz oranı TLREF’i de yüzde 39,9924 seviyesine çıkardı. Savaş öncesinde ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yüzde 37, TLREF faiz oranı ise yüzde 36,8724 seviyesindeydi. Merkez Bankası’nın gecelik repo ihalelerine ara vermesi ve likidite çekmek için attığı adımlar, piyasayı daha da sıkılaştırdı. Ayrıca, TL’ye destek olmak amacıyla piyasada döviz satışı yapıldığı gibi, TL uzlaşmalı döviz satım ihaleleri de gerçekleştirildi.