Özlem Süer, moda dünyasının öncü isimlerinden biri olarak, 35 yıllık kariyerinde ilhamını hem geçmişten hem de günümüzden alarak zenginleştirdiği tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Çocukluğunda kumaşlara duyduğu derin tutku, onu bugün tanıdığımız başarılı bir moda tasarımcısı haline getirdi. Nişantaşı’ndaki klasik bir İstanbul konağında, sanat ve tasarım üzerine sohbet ederken, Özlem Süer'in stil önerilerini ve geçmişe dair anılarını keşfettik.
Kumaşlarla Büyüyen Bir Çocukluk
Özlem Süer, 1968 yılında İstanbul'da doğdu. Küçük yaşlarından itibaren kumaşlara olan ilgisi, onun hayatında önemli bir yer edindi. Geceleri oyuncak bebekler yerine ipek ve kadife gibi kumaşlarla uyumayı tercih eden Süer, elindeki büyüteçle kumaşları incelediğini ve bu detayların ona ilham verdiğini anlatıyor. Anneden öğrenilen kumaş seçim teknikleri ve babasının şık giyimi, onun tasarım yolculuğunda önemli bir rol oynadı.
Moda ve Giyimde Kendini İfade Etme
Özlem Süer, giyinmeyi sıradan bir rutin olarak değil, kendini ifade etmenin bir aracı olarak görüyor. Her gün farklı bir ruh haliyle uyanmanın, giyimde çeşitlilik yarattığını belirtiyor. “Protest bir duruş mu, yoksa geçmişin romantizmi mi?” sorusuyla yola çıkarak, moda yolculuğunda içsel bir keşif sürecine girdiğini ifade ediyor.
Eğitim ve Kariyerin İlk Adımları
Prenkız Kız Lisesi’ni bitirdikten sonra, moda tasarımı eğitimi için Marmara Üniversitesi'ni tercih eden Süer, burada hem teorik hem de pratik bilgiler edindi. Öğrencilik döneminde yaptığı tasarımlarla dikkat çekerek, sektörde kendine yer edindi. “Kom mayolarına desen, Vakko’ya eşarp tasarımı yaptım” diyerek, işin mutfak kısmına da önem verdiğini vurguluyor.
2000’ler: Modanın Altın Çağı
Özlem Süer, 2000’li yılların modanın altın çağı olduğunu belirtiyor. Bu dönemde Türkiye’deki moda tasarımcılarının uluslararası alanda öne çıkmaya başladığını ifade eden Süer, kendisinin de bu süreçte önemli bir rol oynadığını dile getiriyor. “İyi tasarım, ne kadar çok giyilirse o kadar değerlidir” diyen Süer, uzun ömürlü giyime olan inancını da vurguluyor.
Yerelleşme ve Kültürel Etkiler
Moda kavramının sosyolojik bir boyutu olduğuna dikkat çeken Süer, “Moda, iklim hareketlerinden savaşlara kadar birçok faktörden etkileniyor” diyor. Globalleşme ile birlikte dünyada bir standardizasyon yaşandığını, ancak günümüzde yerelleşme trendinin yeniden ortaya çıktığını ifade ediyor. Bu bağlamda, stilin kişisel bir ifade aracı olduğunu belirtiyor.
Gelinlik Tasarımlarının İnceliği
Özlem Süer, gelinliklerin her biri için ayrı bir hikâye taşıdığını belirtiyor. Gelinlerin, evlilik sürecinde geçirdiği değişimi ve gelinlik seçimindeki duygusal yolculuğu çok seviyor. “Her gelinliğin bir gelini vardır” diyerek, bu süreçteki duygusal bağın önemine vurgu yapıyor.
Renkler ve Stil İkonları
Özlem Süer, moda dünyasında dikkat edilmesi gereken renkleri de paylaşıyor. Bu yılın rengi olarak “bitter kahve” tonunu öneren Süer, siyahın her zaman bir başyapıt olduğunu dile getiriyor. Ayrıca, stil ikonları arasında Tilda Swinton’un androjen tarzını, Audrey Hepburn’ün zarafetini ve Cate Blanchett’in teatral şıklığını örnek gösteriyor.
Kumaş Üretiminde Türkiye’nin Yeri
Türkiye’nin zengin kumaş kültürüne de değinen Süer, yerel üretim ve kumaş kalitesinin önemine vurgu yapıyor. Denizli’den Çorlu’ya kadar geniş bir coğrafyada kumaş toplayarak, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini ortaya koyuyor. “Bursa, denimde çok iyi; dantelde bir numarayız” diyerek, yerli kumaşların değerini ön plana çıkarıyor.
Özlem Süer ile gerçekleştirdiğimiz bu sohbet, modanın sadece bir giyim şekli olmadığını, aynı zamanda bir ifade biçimi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Tasarımlarında geçmişten gelen ilhamı günümüzdeki modern yaklaşımlarla birleştirerek, moda dünyasına katkıda bulunmaya devam ediyor.