Bir bebeğin dünyaya gelişi, çoğu zaman aile için tarifsiz bir sevinç anlamına geliyor. Ancak perde arkasında birçok yeni anne, kimsenin dile getirmediği zor bir ruhsal süreçle baş başa kalabiliyor: Lohusa depresyonu.
Yapılan araştırmalara göre, doğum sonrası her 10 kadından 7’si bu duygusal çöküşü yaşıyor. Üstelik bu sadece birkaç haftalık bir dalgalanma değil etkileri bir ila iki yıla kadar sürebiliyor.
Uzman Psikolog Tuğçe Denizgil Evre’ye göre, bu depresyon sinsice başlıyor. Yeni annenin iç dünyasında; nedensiz ağlamalar, boşluk hissi, yoğun kaygı, değersizlik duygusu ve zaman zaman bebeğine karşı yabancılaşma görülebiliyor.
Bazı anneler bu belirtileri “geçici yorgunluk” ya da “annelik stresi” olarak yorumlayıp göz ardı edebiliyor. Ancak uzmanlara göre 10 günü aşan duygusal çalkantılar, ciddi bir profesyonel destek gerektiriyor.
Hormonal değişimlerin yanı sıra sosyal destek eksikliği, eş ile iletişim sorunları ve anne üzerindeki mükemmel olma baskısı da lohusa depresyonunu tetikleyen önemli faktörler arasında.
En sık görülen belirtiler şunlar:
Aşırı duygusal hassasiyet, ağlama krizleri
Uykusuzluk ve iştahsızlık
Bebeğe zarar verme korkusu
Yetersizlik ve suçluluk duygusu
Sosyal hayattan uzaklaşma
Enerji kaybı ve konsantrasyon bozukluğu
Umutsuzluk, hatta intihara eğilim
Uzm. Psk. Denizgil Evre, "Emziren anneler dahi doktor kontrolünde güvenli ilaçlarla tedavi edilebilir. Destek grupları ve psikoterapi, iyileşmede büyük rol oynar" diyor.
Lohusa döneminin zorlu bir süreç olduğunu ve her kadının bu duygularla baş etmek zorunda olmadığını hatırlatan uzmanlar, “Yeni anneler yalnız değil. Bu, geçici ama dikkat edilmesi gereken bir durum” uyarısını yineliyor.